Kayıtlar

Koruyucu aile uygulaması

Resim
  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca yürütülen  koruyucu aile uygulaması veya bakımı , belirli bir sebeple  ‘öz ailesi tarafından bakılamayan’ ve ‘evlat edindirilemeyen çocukların’  himaye edilmesini ya da koruma altına alınmasını ifade etmektedir. Koruyucu aile bakımına muhtaç çocuğun sağlıklı gelişimi açısından öz ailesi ile bağının ve/ya ilişkisinin sürmesinin gerekliliği ilkesi uyarınca bu uygulama, geçici süreli bir hizmet olarak öngörülmektedir. Zihinsel, bedensel ya da psikolojik sebeplerden; ekonomik imkânsızlıklardan; ya da boşanma veya ölüm gibi durumlardan ötürü aile bütünlükleri sona erebilmektedir. Çocukların doğal yetişme ve gelişme ortamını ortadan kaldıran bu türden durumlarda, öz ailenin şartları iyileşinceye kadar başka bir ailenin yanında çocukların bakımlarının sağlanması geçici bir tedbir olarak öngörülmektedir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre,  “bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişise...

Dünya Çocuk Hakları

Resim
  Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen  ‘Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin  üzerinden tam 28 yıl geçti. Çocuğun  ‘yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakkı ’ gibi haklarını güvence altına almayı; çocuğun sağlıklı ve verimli gelişimini temin etmeyi amaçlayan sözleşmenin üzerinden geçen onca yıla rağmen, ne yazık ki dünya çocuklarının  hak mahrumiyetleri ve mağduriyetleri  kesintisiz biçimde devam ediyor. Çocukların  ‘ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve siyasi haklarını’  teminat altına almayı ve bu konularda devletlerin çocuklara karşı  pozitif yükümlülüklerini  düzenlemeyi hedef alan bu sözleşmeyi imzalayan bütün dünya devletlerine rağmen, masumiyetin bekçisi olan çocuklar, kirli küresel güç mücadelelerinin ve savaşların kurbanları olmayı sürdürüyor.  Küçük bedenlerin masumiyetine ve insan onurunun masuniyetine vahşice kasteden kirli savaşların karanlık failleri,  en şatafa...

‘Yeni Orta Doğu’: Kaos ve Savaş Siyaseti

Resim
    Son günlerde Orta Doğu’da, bölgede yeni bir küresel stratejik adımın atılmakta olduğuna işaret eden bir takım hadiseler yaşanıyor. Peşi sıra sökün eden hadiselerden ilki, Lübnan Başbakanı’nın Riyad ziyaretinde görevinden istifasını duyurması olmuştur. Yemen’den Suudi Arabistan’a fırlatılan füze haberlerinin ardından Suud hanedanlığından prens ve bakanların ‘yolsuzluk operasyonu’ kapsamında gözaltına alındığı haberleri dünya gündemine düşmüştür. Bunun akabinde düşen helikopterde bir Suudi prensin hayatını yitirdiği haberi duyulmuştur. Bütün bu olaylar dizisi ve gerçekleşen operasyonlar, kraliyet içinde tasfiyelerin ve/ya taht kavgalarının eşliğinde yürütülen bir  küresel proje  olduğuna işaret etmektedir. Bu olayların başlangıç noktası, Trump’ın başkanlığı sonrasında gerçekleşen Suudi Arabistan ziyaretidir. Bu ziyaret, Amerikan dış politikasının yeniden  İran’ı düşmanlaştıran  güvenlik paradigmasını yaşama geçirmesinin stratejik ...

Yargısal Adalet ve Muhabbet Erdemi

Keşfedici aklı; üretken zihin dünyası ve nitelikli emek kapasitesi ile bilgi ve bilimden teknolojiye oldukça yüksek bir gelişim seyri sergilemek suretiyle insanoğlu,  ‘modern bir uygarlık’  birikimi var etmiştir. Çeşitlenen toplumsal ilişki biçimleri; çoğalarak farklılaşan organik sosyolojik iş bölümleri; giderek artan ekonomik ve kültürel zenginlikler vb. beraberinde modern uygarlığın kendine özgü bir  sosyal düzen inşasını  mümkün kılmıştır. Bu doğrultuda  modern hukuk düzeni ve yargı adaleti  sistematik bir yapıya ve kurumsal bir inşaya dönüşmüştür. Ancak bütün bu  sistemsel-yapısal dönüşüme  rağmen, toplumsal meselelerin, daha özelde  hukuki nizaların ya da çekişmelerin  çözümlenmesinde  ‘ideal iletişimsel’  bir zemin ve çözüm yöntemleri teşkil etme noktasında modern toplumların  muzdaripliği  ortadadır. Bu ve buna benzer toplumsal ızdıraplarımızı teskin ve çözümleme sadedinde  kadim tarihsel hafızam...

‘Araf Çağı’: Hegemonya sonrası dönem

“ 1990’dan 2025/2050’ye kadar olan dönemde çok büyük ihtimalle, barış, istikrar ve meşruiyet kıtlığı çekilecektir. Bunun nedeni kısmen, dünya sisteminin hegemonik gücü olan ABD’nin zayıflamasıdır. Ancak asıl neden bir dünya sistemi olarak dünya sistemindeki krizdir. ” Amerikalı ünlü sosyolog ve dünya sistemleri analisti Immanuel Wallerstein’ın bu kehaneti/öngörüsü, dünya sisteminde yaklaşık yarım yüzyıl (1945-1990) süren ABD hegemonyasının nihayete erdiğini kaydetmektedir. Ona göre, bu hegemonya ve/ya ‘umut çağı’ -çoğunlukla sahte umutlar da olsa- sona ermiştir.  ‘Umut çağı’  yerini istikrarsızlığın, düzensizliğin, güvensizliğin ve tekinsizliğin egemen olduğu bir çağa  ‘araf çağına’  bırakmıştır. Dünya sistemi tarihi açısından görece kısa dönemlere tekabül eden  hegemonya  dönemleri, sonrasında ortaya çıkan istikrarsızlıklara bağlı olarak meşruiyet yoksunluğu çekilen dönemler olmuştur. Bu dönemler, bizatihi  ‘güç tekelleşmesini’  tah...

Kadına yönelik şiddet ve modern cinsiyet rejimi

Resim
  Modern endüstriyel kapitalist düzenin tarihî inşa süreci; üretim biçimleri, mülkiyet, bilgi teknolojileri, tüketim eğilimleri, kültürel kodlar, hukuk ve haklar düzeni, siyasal örgütlenme, ekonomik yapılanma vb. alanlarda yaşanan dönüşümlerle birlikte küreselleşen bir dünya var etmiştir. Küresel ölçekte  dönüştürücü bir kültürel hegemonya  kuran bu düzen, modern toplumlarda esaslı sosyolojik kırılmaları intaç etmiştir. Bu kırılma noktalarından birisini de  ‘modern cinsiyet rejimi’  oluşturmuştur. Endüstri devrimi ile birlikte ortaya çıkan insan gücü (emek) ihtiyacı; kolonyalist Batı dünyasının üretmiş olduğu  ‘şark dünyası’  tahayyülü; üretilen bu  Avrupa-merkezci ve ötekileştirici dünya tasarımına  izafe ettiği cinsiyet tahayyülü; bedenîlik üzerinden üretilen modern kadın imgesi vd. bu  cinsiyet rejiminin süreçsel dinamiklerini  ifade etmektedir. Bu  ‘modern cinsiyet rejimi’ , ne yazıktır ki, kadın hakları, özgür...

Orta Doğu siyaseti ve sözde referandum

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), 25 Eylül tarihinde Irak merkezî yönetiminin karşıt tutumuna, Irak Federal Mahkemesinin anayasaya aykırılık hükmüne ve yürütmenin durdurulmasına yönelik kararına rağmen  sözde ‘bağımsızlık referandumunu’  gerçekleştirmiştir. Hukuki temelden ve siyasal meşruiyetten yoksun olan bu referandum kararına karşı başta Türkiye, bazı bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun uyarılarını dikkate almayan IKBY,  de facto  bir durum ortaya çıkarmıştır. Irak’ın yaklaşık 14 yıl önce (2003) başlayan işgali ile birlikte, etnik, dinî ve mezhebî temelde ortaya çıkan büyük ayrışmalar, çatışmalar ve neticesinde dökülen kanlar coğrafyayı daha derin bir kaosa sürüklemiştir. Dikkat çekici bir biçimde hemen hemen aynı dönemde (2004) kısa bir zaman aralığında örgütsel yapılanmasını tamamlayan ve büyük bir mali kaynağa sahip olan DEAŞ terör örgütü, bu  yıkıcı kaosun  ürünü olarak varlık bulmuştur. Böylece takriben 3 trilyon dolarlık bir...